2 Temmuz... Küller Soğur, Acılar Soğumaz
Bazı tarihler vardır; takvimde yalnızca bir gün değildir. Her yıl geldiğinde hafızanın en derin yerine dokunur, sessizliği bile ağırlaştırır.

PR Uzmanı Özge Güleryüz
htygazete@gmail.com - 053448767432 Temmuz da işte öyle bir gündür.
Sivas'ta yükselen alevler, yalnızca Madımak Oteli'nin duvarlarını sarmadı. O gün ateş; türkülere, şiirlere, kitaplara, gülüşlere ve daha söylenecek nice söze dokundu. Ardında ise tarif edilmesi güç bir sessizlik bıraktı.
Hayatını kaybedenler sadece isimlerden ibaret değildi. Her biri bir annenin evladı, bir dostun arkadaşı, bir öğrencinin öğretmeni, bir sanatseverin ilhamıydı. Kimisinin kaleminde umut vardı, kimisinin sazında Anadolu'nun sesi, kimisinin yüreğinde ise daha güzel bir ülke hayali...
Yıllar geçti. Şehirler değişti, insanlar değişti, mevsimler defalarca gelip geçti. Ama bazı acılar zamana teslim olmadı. Çünkü gerçek acılar, takvim yaprakları eskidikçe değil; hatırlandıkça yeniden hissedilir.
Bugün o yangını sadece geçmişin karanlık bir sayfası olarak görmek yetmez. Onu; insan hayatının, farklı düşüncelerin, inançların ve birlikte yaşama kültürünün ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan acı bir ders olarak da görmek gerekir.
Hiçbir fikir, hiçbir öfke, hiçbir ayrılık; bir insanın yaşamından daha değerli değildir.
2 Temmuz, bize nefretin geriye yalnızca gözyaşı bıraktığını; sevginin, hoşgörünün ve vicdanın ise insanlığı ayakta tutan en güçlü değerler olduğunu yeniden hatırlatıyor.
Bugün Madımak'ta yaşamını yitiren tüm canları saygıyla anıyoruz.
Onları sadece bir facianın kurbanları olarak değil; yarım kalan hayatları, susturulan sesleri ve geride bıraktıkları insanlık mirasıyla hatırlıyoruz.
Çünkü bazı isimler toprağa emanet edilir...
Ama bazı hatıralar, bir milletin vicdanında yaşamaya devam eder.