Dilgan Taş Kertuş

HATAY’IN DENİZİNE AÇILAN KAPI: KIYIDAKİ ESNAF BU HİKÂYENİN NERESİNDE?

Yayınlama:

 

Bir ziyaretçi düşünün. Sabah Hatay’a geliyor, denize açılıyor, kıyılarımızı görüyor, fotoğraflar çekiyor ve akşam ayrılıyor.

 

Peki, geride ne bırakıyor?

 

Telefonundaki güzel görüntülerin yanında, kıyıdaki lokantaya, küçük bir konaklama işletmesine, yerel üreticiye ya da rehbere ulaşan bir katkı oluşuyor mu?

 

Hatay’ın deniz turizmini konuşurken bu sorunun da peşinden gitmemiz gerektiğine inanıyorum. Çünkü bir turizm faaliyetinin şehir açısından değerini anlayabilmek için ziyaretçinin yolculuğunu başından sonuna kadar düşünmek gerekir. Nerede karşılandığını, hangi hizmeti kimden aldığını, nerede yemek yediğini ve hangi deneyimle ayrıldığını bilmeliyiz.

 

Daha önce bu köşede Hatay kıyılarını birbirine bağlayabilecek bir deniz turizmi hattını ele aldık. Şimdi o hattın kıyıdaki insanın hayatına nasıl dokunacağını konuşmalıyız.

 

Turizm sektöründe çalışırken bir programın başarısının ayrıntılarda şekillendiğini görüyorum. Misafirin karşılanması, transferin zamanında yapılması, yemeğin hazırlanması, rehberin anlatımı ve işletmenin verdiği sözü tutması aynı deneyimin parçalarıdır. Bunlardan biri aksadığında ziyaretçi, yaşadığı sorunu çoğu zaman şehrin bütünüyle ilişkilendirir.

 

Bu nedenle deniz turizmini geliştirirken kıyıdaki hizmetleri de birlikte planlamalıyız.

 

Denize açılacak bir misafirin sabah yerel bir işletmede kahvaltı yapması, dönüşte yöresel yemeklerle buluşması, üreticiden alışveriş etmesi ve uygun bir programla konaklamaya yönelmesi mümkün olabilir. Ancak bunun gerçekleşmesi için işletmelerin birbirinden haberdar olması, hizmet saatlerinin uyuşması ve rezervasyonların önceden yapılması gerekir.

 

“Misafir gelsin, bir şekilde ağırlar­ız” anlayışını aşan bir hazırlığa ihtiyacımız var.

 

Hangi işletme kaç kişiyi ağırlayabilir? Grup geldiğinde hizmetin kalitesi korunabilir mi? Fiyat önceden belli mi? Hava koşulları nedeniyle deniz etkinliği yapılamazsa misafire nasıl bir alternatif sunulacak? Programdaki bir aksaklığın sorumluluğunu kim üstlenecek?

 

Bunlar, turizm fikrini uygulanabilir bir programa dönüştüren sorulardır.

 

Benim önerim, uygunluğu ve gerekli koşulları araştırılacak bir kıyı noktasında küçük bir pilot uygulamayla başlamaktır. Seyahat acentesi, deniz etkinliğini sunan işletme, yerel lokanta, rehber ve üretici aynı program etrafında bir araya gelebilir. Herkesin vereceği hizmet, kapasitesi, fiyatı ve sorumluluğu önceden belirlenebilir.

 

Böyle bir çalışmada küçük işletmelerin hazırlık ihtiyaçları da görünür olur. Kimin rezervasyon desteğine, kimin yabancı dilde menüye, kimin dijital görünürlüğe, kimin hizmet eğitimine ihtiyacı olduğunu sahada öğrenebiliriz. Ardından desteği somut ihtiyaca göre planlayabiliriz.

 

Bu masada balıkçıların ve kıyıda yaşayan insanların da yeri olmalı.

 

Denizi yıllardır tanıyan insanların deneyimini dinlemek, bölgenin gündelik yaşamını anlamak ve turizmle ilgili beklentilerini öğrenmek gerekir. Planlama sürecine katılan yerel halk, yaşadığı çevrenin geleceğinde söz sahibi olur. Olası sorunlar da büyümeden konuşulabilir.

 

Elbette ekonomik faydayı tartışırken denizin ve kıyının korunmasını aynı ciddiyetle ele almalıyız. Atıkların nasıl yönetileceği, ziyaretçi yoğunluğunun nasıl düzenleneceği ve kıyıya erişimin nasıl korunacağı başlangıçta düşünülmelidir. Kullanacağımız alanın taşıyabileceği yükü bilmeden büyümeyi hedeflemek, gelecekte sunmak istediğimiz deneyimi zayıflatabilir.

 

Deprem sonrası Hatay için turizmde atılacak her adımın yerel işletmelerin toparlanmasına katkısını önemsiyorum. Bir programın içine alınan küçük bir işletme, düzenli rezervasyonla önünü görebilir. Üretici ne kadar ürün hazırlayacağını planlayabilir. Rehber, şoför ve hizmet çalışanı için yeni iş bağlantıları oluşabilir. Bu katkının gerçekleşip gerçekleşmediğini de ölçmeliyiz.

 

Pilot uygulamanın ardından kaç işletmenin hizmet verdiğine, ziyaretçinin yerelde yaptığı harcamaya, memnuniyetine ve yeniden gelme isteğine bakabiliriz. İşletmelerin yaşadığı güçlükleri dinleyerek programı geliştirebiliriz. Böylece bir sonraki adımı elimizdeki deneyime dayanarak atarız.

 

Gazeteci olarak bu sürecin sorularını sormayı, turizmci olarak uygulanabilir tarafını tartışmayı, iş insanı olarak da yerelde oluşturacağı değeri takip etmeyi sorumluluk görüyorum.

 

Hatay’ın deniz turizminde açacağı her yeni rota, kıyıdaki bir esnafın kapısını da açabilmeli. O zaman denizde başlayan yolculuk; şehrin sofrasında, üretiminde ve istihdamında karşılık bulur.

 

Dilgan Taş Kertuş 

Turizm Uzmanı - İş İnsanı - Gazeteci