Başak Taş

Hatay’da Balık Neden Sofralarımızda Daha Az Yer Alıyor?

Yayınlama:

Hatay denince akla zengin mutfağımız, uzun sofralarımız, mezelerimiz, zeytinyağlılarımız ve birbirinden güzel yöresel lezzetlerimiz geliyor. Ancak sofralarımızın zenginliğine rağmen beslenme alışkanlıklarımızda daha fazla yer vermemiz gereken bir besin grubu var: balık.

 

Özellikle Akdeniz’e kıyısı olan bir şehirde yaşamamıza rağmen balık tüketiminin günlük ve haftalık beslenme düzenimizin vazgeçilmez bir parçası olmadığını gözlemliyoruz. Peki neden?

 

Kimi zaman alışkanlıklarımız, kimi zaman balığın hazırlanmasının zahmetli bulunması, kimi zaman da “balık pahalıdır” düşüncesi bizi balıktan uzaklaştırabiliyor. Oysa sağlıklı beslenme açısından baktığımızda balığın sofralarımızda daha fazla yer bulması için pek çok nedenimiz var.

 

Balığı neden daha sık tüketmeliyiz?

 

Balık; kaliteli protein içermesinin yanı sıra özellikle bazı balık türlerinde bulunan omega-3 yağ asitleri nedeniyle değerli bir besindir.

 

Omega-3 yağ asitleri kalp-damar sağlığı, beyin fonksiyonları ve genel sağlık açısından önemli bir yere sahiptir. Çocukluk ve büyüme döneminde ise dengeli beslenmenin bir parçası olarak balık tüketiminin alışkanlık haline getirilmesi değerlidir.

 

Üstelik balığın faydasını yalnızca “omega-3” kelimesine indirgememek gerekir. Balık aynı zamanda protein, vitamin ve mineral içeriğiyle dengeli bir beslenme düzeninin önemli parçalarından biridir.

 

“Balık pahalı” demeden önce…

 

Balık denildiğinde akla hemen pahalı balık çeşitleri gelmemeli.

 

Her hafta somon almak zorunda değiliz.

 

Sardalya, hamsi ve uskumru gibi balıklar da sofralarımız için oldukça değerli seçeneklerdir. Özellikle mevsiminde ve uygun fiyatlı olduğu dönemlerde bu balıklardan yararlanmak, ekonomik açıdan daha ulaşılabilir bir alternatif olabilir.

 

Sağlıklı beslenme; her zaman en pahalı ürünü satın almak anlamına gelmez.

 

Asıl mesele, ulaşabildiğimiz besinler içerisinden doğru seçimleri yapabilmek.

 

Çocuklarımızı da balığa alıştırmalıyız

 

Çocukluk döneminde kazanılan beslenme alışkanlıkları yetişkinlik dönemine de taşınabiliyor.

 

Balığı sevmeyen bir çocuğa “Balık çok faydalı, yemek zorundasın” demek yerine farklı balık türlerini, farklı pişirme yöntemlerini ve farklı sunum şekillerini denemek daha doğru bir yaklaşım olabilir.

 

Balığı kızartmak yerine fırında, ızgarada veya uygun başka pişirme yöntemleriyle hazırlamak; yanında çocuğun sevdiği bir salata, yoğurt veya sebze yemeğiyle sunmak tüketimini kolaylaştırabilir.

 

Burada amaç çocuğu zorlamak değil, balığı tanımasına ve zaman içerisinde alışmasına fırsat vermektir.

 

“Ben balık yiyemem” diyenlere…

 

Balığın kokusundan veya kılçığından dolayı tüketmeyen birçok kişi var.

 

Böyle durumlarda balığı tamamen beslenmeden çıkarmak yerine farklı alternatifleri denemek mümkün.

 

Kılçığı ayıklanmış balıklarla hazırlanan yemekler, fırında balık köftesi veya farklı sebzelerle birlikte hazırlanan tarifler özellikle çocuklar için daha kolay tüketilebilir seçenekler olabilir.

 

Balığı sevmenin de bir alışkanlık olduğunu unutmamak gerekir.

 

Peki haftada ne kadar?

 

Sağlıklı bireylerde genel beslenme önerileri içerisinde balığın düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir. Ancak kişinin yaşına, sağlık durumuna, enerji ve protein ihtiyacına göre miktar ve sıklık değişebilir.

 

Bu nedenle “herkes şu kadar balık yemeli” demekten çok, balığı beslenme düzenimizin düzenli bir parçası haline getirmek daha doğru bir hedeftir.

 

Hatay’ın sofrasında balığa daha fazla yer açabilir miyiz?

 

Bence kesinlikle.

 

Hatay mutfağının en güzel taraflarından biri, farklı besinleri bir araya getirebilmesi. Balığı da kendi mutfak kültürümüzle buluşturabiliriz.

 

Fırında sardalya yanında bol limonlu bir salata, mevsim sebzeleriyle hazırlanmış balık, hamsili bir tarif veya zeytinyağlı sebzelerle birlikte sunulan bir balık tabağı…

 

Bunun için sofralarımızı değiştirmemize değil, sofralarımıza yeni bir alışkanlık eklememize ihtiyacımız var.

 

Sonuçta sağlıklı beslenmek; sevdiğimiz tüm yemeklerden vazgeçmek değil, soframızdaki çeşitliliği artırmaktır.

 

Belki bu hafta alışveriş listenize bir kez de balık ekleyebilirsiniz.

 

Çünkü sağlıklı beslenme bazen büyük değişikliklerle değil, sofraya eklenen küçük bir seçimle başlar.

 

Dyt. Başak Taş