Zuhal Tuna: “Bir kadının sessizliği, bir neslin kaderine dönüşebilir”

Gaziantepli yazar ve gazeteci Zuhal Tuna, Altın Kalem Ödülü’ne layık görülen “Sessiz Çığlıklar” kitabında kadınların yaşadığı sorunların bireysel sınırları aşarak aileye ve topluma nasıl yansıdığını ele alıyor.

Gündem Yayın: 02 Eylül 2026 - Çarşamba - Güncelleme: 02.09.2026 22:00:00
Editör - Özge Güleryüz
Okuma Süresi: 5 dk.
Takip EtGoogle News

Tuna, “Bir kadının sessizliği, bir neslin kaderine dönüşebilir” diyerek eğitim, ekonomik özgürlük, çocuk yaşta evlilik ve kuşaktan kuşağa aktarılan travmalara dikkat çekiyor.

Ekspres Gazetesi’nde gazetecilik çalışmalarını sürdüren yazar ve gazeteci Zuhal Tuna, gerçek yaşam hikâyeleri ve gözlemlerinden yola çıkarak kaleme aldığı “Sessiz Çığlıklar” kitabıyla toplumun görünmeyen yaralarına ışık tutuyor.

Çocuk yaşta evliliklerden kadınların eğitim ve ekonomik özgürlüğüne, mutsuz evliliklerden aile içindeki sessizlik ve kuşaktan kuşağa aktarılan travmalara kadar birçok toplumsal sorunu ele alan kitap, kadınların yaşadığı problemlerin yalnızca bireysel olmadığını ortaya koyuyor.
Kitabıyla Altın Kalem Ödülü’ne layık görülen Tuna, kadının toplumdaki rolüne dikkat çekerek, “Bir nesli yetiştiren, topluma şekil veren kadındır. Kadının yaşadığı hiçbir sorun yalnızca kendisine ait değildir; yaşananlar aileye, çocuklara ve dolayısıyla topluma yansır” ifadelerini kullandı.

“Kadının yaşadığı sorun, toplumun sorunudur”

“Sessiz Çığlıklar”da yalnızca kadınların yaşadığı acıları anlatmadığını belirten Tuna, asıl amacının bu sorunların aile ve toplum üzerindeki etkisini göstermek olduğunu söyledi.

Tuna, mutsuz bir kadının yaşadığı sorunların aile içerisinde de karşılık bulduğunu belirterek, “Bir kadın mutsuzsa bunun etkisi yalnızca kendisinde kalmaz. Çocuğu mutsuz olur, eşi etkilenir, aile ilişkileri bozulur, hatta bu durum çevreye kadar yayılır. Kadının yaşadığı sorun, çoğu zaman toplumun sorunudur” dedi.

Kadınların eğitim ve ekonomik bağımsızlığının toplumun geleceği açısından kritik olduğunu vurgulayan Tuna, “Bir toplumda kadınlar cahil bırakılıyorsa o toplum cehaletle yaşamaya mahkûmdur. Kadın ekonomik olarak desteklenmiyor, üretime katılması teşvik edilmiyorsa o toplum yoklukla yaşamaya mahkûmdur” diye konuştu.
“Kadın kendi hayatının öznesi olmalı”

Kadının tarih boyunca farklı toplumsal yapılar tarafından çeşitli kalıplara sokulduğunu savunan Tuna, günümüzde de farklı mekanizmaların kadınların yaşamlarını şekillendirdiğini ifade etti.

Kadının ne üretim ne de tüketim aracı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Tuna, “Kadın kendi hayatının öznesi olmalı. Kendi kararlarını verebilen, üreten, sorgulayan ve kendisini geliştiren bir birey olmalı” dedi.

“Çocuk yaşta evlilik istismardır”

Kitabında çocuk yaşta evliliklerin yol açtığı travmalara da geniş yer veren Tuna, çocukların evlendirilmesinin geleneksel bir mesele olarak normalleştirilmemesi gerektiğini söyledi.

“Bir çocuğun çocukluğunu yaşayamadan evlendirilmesi, onun hayatına ve geleceğine müdahaledir. Ben bunu istismar olarak değerlendiriyorum” diyen Tuna, ailelerin “el âlem ne der” anlayışıyla çocukların geleceği hakkında karar vermesinin ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
“Kötülüğün cinsiyeti yok”

Kadınların birbirine destek olması gerektiğini vurgulayan Tuna, toplumsal sorunların yalnızca kadın-erkek çatışması üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

“Bazen bir kadına en büyük kötülüğü başka bir kadın yapabiliyor. Kötülüğün cinsiyeti, dini, ırkı veya mezhebi yok. Kötülük insana aittir” diyen Tuna, toplumsal dönüşümün kadın ve erkeğin birlikte hareket etmesiyle mümkün olabileceğini ifade etti.

“Savaşımız birbirimizle değil, cehaletle olmalı”

Kadınların öncelikle kendilerine yatırım yapmaları gerektiğini söyleyen Tuna, eğitim, bilim ve üretimin toplumsal gelişmenin temel unsurları olduğunu kaydetti.

Tuna, “Biz kadınlar önce kendimize yatırım yapmalıyız. Düşünen, sorgulayan, üreten, bilime önem veren, çağdaş ve yenilikçi bireyler olmalıyız. Çünkü biz nesiller yetiştiriyoruz” dedi.

Kadın ve erkeğin birbirinin karşıtı değil, birbirini tamamlayan bireyler olduğunu vurgulayan Tuna, “Savaşımız birbirimizle değil; kötülükle, cehaletle ve yoklukla olmalı. İyi insanlar olarak yan yana durmayı öğrenmeliyiz” ifadelerini kullandı.

“Sessiz Çığlıklar toplumun hikâyesi”

“Sessiz Çığlıklar” ile okuyucunun yalnızca geçmişte yaşanan acılara üzülmesini değil, kendi hayatını ve toplumdaki rolünü de sorgulamasını amaçladığını belirten Tuna, kitabın temel sorusunu ise “Ben bu döngünün neresindeyim?” sözleriyle özetledi.

Tuna, “Sessizliği bozmadığımız sürece aynı hikâyeleri farklı isimlerle yaşamaya devam ederiz” diyerek toplumsal değişimin bireyden başlaması gerektiğine dikkat çekti.

Zuhal Tuna, kitabının temel mesajını ise şu sözlerle tamamladı:

“Bizim savaşımız birbirimizle değil. Kötülükle, cehaletle, yoklukla ve insanı değersizleştiren anlayışlarla mücadele etmeliyiz. Kadın ve erkek birbirinin karşısında değil, yanında durduğunda daha güçlü bir toplum oluşturabiliriz. Çünkü değişim önce insanın kendisinden başlar.”

 

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.