14 Şubat 2026 - Cumartesi

VİZE RANDEVU SİSTEMİ: SORUN ACENTELERDE Mİ, MİMARİDE Mİ?

(Şubat 2026 – Sektörün İç Sesi)

Yazar - Aydın Yaylacıklılar
Okuma Süresi: 5 dk.
Aydın Yaylacıklılar

Aydın Yaylacıklılar

- +90 532 426 26 30
Takip EtGoogle News

Bu yazıyı bir suçlama metni olarak değil, sektörün içinden yükselen samimi bir sorgu olarak kaleme alıyorum...

Türkiye turizmi talep üretmeye devam ediyor.

* Uçaklar doluyor.
* Turlar planlanıyor.
* Yurt dışı seyahat isteği artıyor...

Ama görünmeyen bir duvara çarpıyoruz:

VİZE RANDEVU ERİŞİMİ!

Biz seyahat acentaları ne yapıyoruz?

》 Tur tasarlıyoruz.
》 Uçak bileti bağlıyoruz.
》 Otel, transfer, programı örüyoruz.

Müşterinin hayalini gerçeğe dönüştürmeye çalışıyoruz.

Ama her şey tek bir noktada düğümleniyor:

RANDEVU!

Müşteri bize neden geliyor?

Profesyonel süreç yönetimi için.

Riski en aza indirmek için.

Güvenilir bir yol arkadaşı olduğu için.

Ve evet… vize sürecini sağlıklı yönetmek için.

Ancak bizim asıl işimiz randevu yakalamak değil, tüm süreci güvenle yönetmektir.

İşte kırılma tam burada başlıyor.

2026’da sahadaki gerçek tablo şu:

Slotlar açılır açılmaz tükeniyor.

İptal edilen randevulara normal kullanıcı ulaşamıyor.

Piyasada "garantili randevu" diye 175–600 Euro arası fiyatlar konuşuluyor.

Şikayet platformlarında yüzlerce vaka: sistem hatası, bot engeli, erişim imkânsızlığı.


Bunlar iddia.

Ama iddia bu kadar yaygın ve yoğunlaştığında
söylenti olmaktan çıkar,
yapısal bir güven krizine dönüşür...

Şimdi asıl soruya gelelim:

■ Bot kullanmayan,
■ gri alana bulaşmayan,
■ ekstra para ödemeyen,
■ sistemi zorlamayan acenta ne yaşıyor?

》 Randevu bulamıyor.
》 Turu iptal etmek zorunda kalıyor.
》 Uçak iptal zararı yazıyor.
》 Otel opsiyonu yanıyor.
》 Personelin haftalarca hazırladığı dosya çöpe gidiyor.
》 Müşteriye "Üzgünüz" diyor.
》 "Başka acente buldu, sen niye bulamadın?" sorusuyla yüzleşiyor.

Mesele sadece gelir kaybı değil.

● Referans kaybı.
● İtibar kaybı.
● Yıllarca biriktirilmiş güven zincirinin kopması.

Sosyal medyada yazılan tek bir cümle, bir dosyaya harcanan haftaları silebiliyor...

Algı oluşuyor:

"Demek ki randevu bulunabiliyormuş. Para verince oluyor."

İşte sektör için en tehlikeli cümle bu.

1618 sayılı Kanun Madde 10/b açık konuşur:

"Müşteriyi aldatıcı, kamu güvenini sarsıcı ve ülke turizmini baltalayıcı davranışlarda bulunmamak."

Eğer erişim adil değilse…
Eğer sistem şeffaf değilse…
Eğer paralel bir randevu ekonomisi oluşmuş izlenimi doğuyorsa…

Bu teknik bir arıza değil, bu kamu güveni meselesidir.

Ret oranı artıyor.
Randevu zorlaşıyor.
Ücretler iade edilmiyor.
Maliyet yükseliyor.

Burada sektör için hassas bir algı doğuyor.

Başvuru reddedildiğinde;
konsolosluk harcı yanıyor,
aracı kurum ücreti yanıyor,
danışmanlık bedeli yanıyor.

Bu noktada kamuoyunda şu soru dolaşmaya başlıyor:

VİZE REDDİ EKONOMİSİ! 

"Ret olsa da ücretler iade edilmiyorsa, sistem birilerine kazandırıyor mu?"

Bu sorunun kendisi bile risklidir.

Çünkü ret oranı yükselirken,
randevu erişimi zorlaşırken,
toplam maliyet artmaya devam ediyorsa,

sektör istemese bile "ret ekonomisi" algısı oluşur.

Bu algı doğru olmak zorunda değildir ama yaygınlaşırsa sektörü zedeler...

Müşterinin zihnindeki denklem sadeleşiyor:

Zor randevu + yüksek ret + iadesiz ücret =
"Bu sistem birilerine kazandırıyor."

İşte algı krizi burada başlıyor.

Randevu erişimi adil olmazsa → etik kalmak dezavantaj haline gelir.

Etik dezavantaj haline gelirse → kayıt dışı yöntemler güç kazanır.

Kayıt dışı yöntemler güç kazanırsa → piyasa griye kayar.

Piyasa griye kayarsa → denetim sertleşir.

Denetim sertleşirse → zarar birkaç firmaya değil, tüm sektöre yayılır.

Bu zinciri kırmak zorundayız...

Çözüm nettir:

》 Randevu altyapısı güçlü ANTİ-BOT güvenliğine kavuşmalı.
》 Slot dağılımı ve iptal verileri şeffaf biçimde raporlanmalı.
》 Danışmanlık bedelleri sözleşmede açık ve ayrı kalem olmalı.
》 Yüksek ret riskli dosyalarda yazılı bilgilendirme standart hale gelmeli.
》 Sektör ortak bir etik çerçevede buluşmalı.

Şeffaflık artarsa söylenti azalır. Eşit erişim sağlanırsa güven geri gelir.

Son sözlerim net ve kilitli:

Randevu meselesi teknik değil.

Güven meselesidir.

Güven erirse, sadece bir dosya kaybolmaz. Bir sektör yara alır.

Biz sadece tur satmıyoruz.

Biz güven satıyoruz.

Ve güven…

Ancak adil ve şeffaf bir mimariyle korunur.

Aydın Yaylacıklılar
14 Şubat 2026

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.