MUHAMMED HANİFİ KESİK: “ÇOCUKLAR BİZE RAĞMEN BAŞARMAK ZORUNDA KALMAMALI”

Hatay Haber
Yayınlama: Kaynak: Haber Merkezi Muhabir:

“Mutlu çocuklar öğrenir” sloganıyla yola çıkan Kaşif Öğrenme Merkezi’nden Muhammed Hanifi Kesik’le çocukların merakını, eğitimin değişen dünyaya nasıl hazırlanması gerektiğini ve yetişkinlerin sorumluluğunu konuştuk.

MUHAMMED HANİFİ KESİK: “ÇOCUKLAR BİZE RAĞMEN BAŞARMAK ZORUNDA KALMAMALI”

Dilgan Taş Kertuş: “Bize Rağmen mi Başaracaklar?” diye soruyorsunuz. Bu sorunun çıkış noktası neydi?

Muhammed Hanifi Kesik: Geçenlerde üniversiteden bir hocamla görüştüm. Yıllarını akademiye vermiş, profesör olmuş, uluslararası dergilerde çalışmaları yayımlanmış biri. Sohbet sırasında “Artık akademi bana tutkumun karşılığını vermiyor” dedi. Tutkusunu sorduğumda, “İnsanlığa fayda sağlayacak işler yapmak” yanıtını verdi.

Bu konuşma beni düşündürdü. Bir insan, yıllarını verdiği alanda yaptığı işin anlamını sorguluyorsa eğitimde neyi başarı saydığımıza yeniden bakmalıyız. Çocuklarımız için de aynı soruyu sormalıyız: Onları yalnızca bir sonraki aşamaya mı hazırlıyoruz, yoksa anlamlı bir hayat kurmalarına da yardımcı oluyor muyuz?

Dilgan Taş Kertuş: Sizce çocukların öğrenme isteğini en çok ne zedeliyor?

Muhammed Hanifi Kesik: Meraklarının yeterince karşılık bulmaması. Çocuklar soru sorarak, deneyerek, yanılarak öğrenir. Biz ise çoğu zaman doğru cevaba o kadar odaklanıyoruz ki o cevaba götüren düşünme sürecini geri plana itiyoruz.

Çocukları yalnızca yaşlarına göre aynı sınıfa koymak, hepsinin aynı hızda ve aynı yöntemle öğreneceğini varsaymak doğru değil. Öğrenmeyi bir sınav sonucuna indirgediğimizde çocuğun yeteneğini, ilgisini ve heyecanını gözden kaçırabiliyoruz. Önce merak eden çocuğu susturup sonra ondan yenilik üretmesini bekleyemeyiz.

Dilgan Taş Kertuş: Kaşif Öğrenme Merkezi’nin “Mutlu çocuklar öğrenir” sloganı bu düşünceyle nasıl birleşiyor?

Muhammed Hanifi Kesik: Mutluluk derken çocuğun her an eğlenmesini kastetmiyoruz. Kendini güvende hissetmesini, soru sormaktan çekinmemesini, hata yaptığında yeniden deneyebilmesini kastediyoruz. Çocuk anlaşılmak ve öğrenmenin içinde yer almak ister. Böyle bir ortamda merakı güçlenir; öğrendiği şeyle bağ kurar.

Dilgan Taş Kertuş: Dünyadaki eğitim örneklerine baktığınızda dikkatinizi ne çekiyor?

Muhammed Hanifi Kesik: Ülkelerin koşulları ve yöntemleri farklı. Yine de ortak bir soru görüyorum: Çocukları geleceğe nasıl hazırlayacağız? Mesleki eğitim, matematik, teknoloji, yapay zekâ ve farklı öğrenme hızları üzerine ciddi tartışmalar yürütülüyor.

Biz de aynı cesaretle kendi alışkanlıklarımızı sorgulamalıyız. Gelecekte çocuklarımız dünyanın farklı yerlerinde yetişen gençlerle aynı işlerde, aynı projelerde yer alacak. Onlara yalnızca bilgiyi hatırlamayı değil; düşünmeyi, birlikte çalışmayı ve karşılaştıkları sorunlara çözüm geliştirmeyi de öğretmeliyiz.

Dilgan Taş Kertuş: Bu sorumluluk yalnızca okullara ve öğretmenlere mi ait?

Muhammed Hanifi Kesik: Hayır. Öğretmenler çok önemli bir rol üstleniyor ama bu yükü tek başlarına taşıyamazlar. Üniversite bilgisini çocuklarla buluşturmalı. Belediyeler imkânı kısıtlı çocuklara öğrenme alanları açmalı. İş insanları gençlere üretim süreçlerini göstermeli. Ustalar deneyimlerini paylaşmalı. Gazeteciler de sorunların yanında işe yarayan örnekleri görünür kılmalı.

Okulun dışındaki hayatı eğitimden ayrı düşünemeyiz. Çocuk, öğrendiği bilginin hayatta nerede karşılık bulduğunu görmeli.

Dilgan Taş Kertuş: Hatay’da bu anlayış için atılabilecek somut bir adım ne olabilir?

Muhammed Hanifi Kesik: Çocuklarla bu şehrin bilgi ve emek üreten insanları arasında daha çok buluşma kurulabilir. Bir öğrenci bir atölyeyi, laboratuvarı, gazeteyi ya da işletmeyi ziyaret edebilir. Bir uzman çocuklarla çalışmasını paylaşabilir. Böyle deneyimler çocuğa yeni bir ihtimal gösterir: “Ben de yapabilirim.”

Bunun için herkesin aynı işi yapması gerekmiyor. Her kurum, her meslek sahibi kendi imkânı ölçüsünde bir kapı açabilir.

Dilgan Taş Kertuş: Son olarak, yetişkinlere ne söylemek istersiniz?

Muhammed Hanifi Kesik: Bu çocuklar bizim. Bugün onlara sunmadığımız imkânı, kaybettikleri yılların ardından bir özürle telafi edemeyiz. Çocukların bize rağmen başarmasını dilemekle yetinmeyelim. Önlerinden çekilelim, yollarını açalım ve öğrenebilecekleri bir düzen kuralım.

Bizim görevimiz kahraman çocuklar yetiştirmek değil; çocukların başarılı olmak için kahraman olmak zorunda kalmadığı bir eğitim ortamı kurmak.

İlk Yorumu Sen Yaz
code