THY LIVERPOOL’A MİLYONLARCA STERLİN ÖDEYECEK; PEKİ SEYAHAT ACENTELERİ?
Türk Hava Yolları’nın, 2027-2028 sezonundan itibaren Liverpool’un forma göğüs sponsoru olacağı ve anlaşmanın sezonluk bedelinin 60 milyon sterlinin üzerinde olacağı yönündeki haberler turizm sektöründe dikkat çekti.

THY’nin dünyanın en önemli futbol kulüplerinden biriyle böylesine büyük bir sponsorluk anlaşmasına imza atması elbette Türkiye’nin ve Türk Hava Yolları markasının uluslararası tanıtımı açısından önemli.
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var:
Türkiye’de yıllardır Türk Hava Yolları’nın biletlerini satan, yolcusunu taşıyan, kriz dönemlerinde müşterisiyle birebir muhatap olan binlerce seyahat acentesinin durumu ne olacak?
Bugün seyahat acenteleri artan personel, kira, vergi ve işletme giderlerinin yanı sıra havayollarının doğrudan satış kanallarıyla da rekabet etmek zorunda kalıyor.
Dolayısıyla mesele Liverpool’a sponsor olunup olunmaması değil.
Asıl mesele şu:
Dünyanın öbür ucunda marka değerini büyütmek için yüz milyonlarca sterlinlik yatırım yapabilen Türk Hava Yolları, Türkiye’de kendisine yıllardır satış ve dağıtım desteği sağlayan seyahat acentelerini güçlendirmek için nasıl bir politika uyguluyor?
Acentelerin daha güçlü komisyon sistemleriyle desteklenmesi, satış teşviklerinin artırılması ve havayolu–acente rekabetinin daha adil koşullara taşınması artık sektör adına ciddi biçimde tartışılmalı.
Çünkü güçlü bir Türk Hava Yolları Türkiye için değerlidir.
Ama güçlü bir THY’nin yanında güçlü Türk seyahat acentelerinin bulunması da en az onun kadar değerlidir.
Şimdi bu sorunun hem THY’ye hem de TÜRSAB’a açıkça sorulması gerekiyor:
Liverpool’a milyonlarca sterlinlik yatırım yapılırken, Türkiye’deki seyahat acenteleri için ne yapılacak?








